GÜNCEL

Kurtuluş Tayiz : Baykal neyi müdafaa ediyor?

Tarih
18 Mart 2017
İzlenme
Kişi
Yazar
Kurtuluş Tayiz
Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı Kemal Kılıçdaroğlu’nun etkisiz muhalefeti Deniz Baykal’ın öne çıkması için imkân sağladı. Deniz Baykal atak davranarak bu durumu değerlendirmeye çalışıyor. Tek başına mitingler düzenliyor, televizyon programlarına katılıyor, eski sistemi var gücüyle müdafaa etmeye çalışıyor.

Elbette bu ülkenin geleceği için sözü olan herkesin can kulağıyla dinlenmesi gerekir. Deniz Baykal’ın itirazı, eleştirisi ne? Baykal neyi savunuyor?

Çarpıcı birkaç cümlesi; “Böyle bir yetkiyi Peygamber’e versen, Peygamber’i bozarsın”, “Evet devletin, Hayır milletin kararı” şeklinde.

Baykal’ın odaklandığı nokta cumhurbaşkanlığı sistemi değil, doğrudan Erdoğan. Baykal da Avrupa’da yükselen, PKK ve FETÖ'de temsilini bulan Erdoğan karşıtlığında/düşmanlığında buluşuyor. Tek dertleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlenmesi; bunlarınki Erdoğan güçlenmesin de ne oluyorsa olsun, kafası.

Deniz Baykal’ın konuşmalarına ülkenin bekası ile ilgili ne bir kaygı, ne bir endişe yansıyor. Yeni sistemin bu ülkeye getirecekleriyle de ilgilenmiyor. FETÖ, PKK, PYD’ye de bir sözü yok. Baykal’ın gözü yeni sistemi değil, Batılılar gibi Erdoğan’dan başkasını görmüyor.

Peki, Batı Erdoğan’da neyi görüyor?

The Guardian bir süre önce Batı’nın Erdoğan’da neyi gördüğünü çok güzel özetlemişti: Türk milletinin daha yoksul, daha dindar ve daha az Batılılaşmış kesimini görüyor. Guardian, kısaca “Dindarların desteğine sahip Erdoğan’ın Türkiye’yi yönetmesine izin verilemez” demişti.

Almanya ve Hollanda krizlerinde bir kez daha görme fırsatı bulduk ki Batı, Türklerin kendi siyasal sistemlerini değiştirmesine, reforma tabi tutmasına dahi tahammül edemiyor. Aynı tahammülsüzlük CHP ve Deniz Baykal’ın itiraz ve eleştirilerinde de kendini dışa vuruyor.

İşin gerçeği şu; Avrupa, Abdülhamid Han’dan beri Türklere kendi liderlerini seçme hakkı bile tanımadı. Yüzyıldır hangi siyasi liderin “iyi”, hangisinin “kötü”; hangisinin “demokrat”, hangisinin “diktatör” olduğuna Batı karar veriyor.

CHP milletin değil, Batı’nın sözcüsüdür. Deniz Baykal milletin hislerine değil, eski siyasal sistemin duygularına tercüman olmaktadır. “Millet ‘hayır’, devlet ‘evet’ diyor” diyen Baykal’ın kelime oyunlarıyla saptırmaya çalıştığı gerçek ise son derece önemli: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Türk milleti seçmiştir; dolayısıyla Erdoğan her şeyden önce, hatta devletten de önce millet, demektir.

Avrupa, 16 Nisan’da Türk milletinin devletin de sahibi olacağı gerçeğinin farkında ve bunu bir türlü hazmedemiyor. En büyük korkuları gerçek oluyor; CHP’yle milletten gasp ettikleri devlet el değiştiriyor, yeniden milletin oluyor.

Bunu engellemek için ellerindeki son barutları da tüketiyorlar. Cepheye Deniz Baykal gibi eski tüfekleri sürüyorlar. Bu da yetmeyecek şüphesiz ve Avrupa, 16 Nisan’dan sonra karşımıza gerçek yüzüyle, yani yüzyıl önce Osmanlı’yı parçalamak için buralara kadar gelen “düşman” yüzüyle dikilecek. Son aylarda Avrupa geneline yayılan Türkiye/Müslüman karşıtı gösteriler önümüzdeki dönemin hazırlığı. Millet de bunun farkında, devlet de.

İşte bu yüzden Türkiye 16 Nisan’da sandığa, olan bitenin ne olduğunu gayet net anladığı bir şuurla gidecek.

Akşam
18 Mart 2017

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2017 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

;